2 Haziran 2009 Salı

Ermeni Faaliyetleri ve Bogazliyan Kaymakami Kemal Bey

TÜM ERMENİILERE VE YANDAŞLARINA;OTURUN OTURDUGUNUZ YERDE ..SABRIMIZI TASIRMAYIN



Yozgat’ta faaliyet gösteren Ermeniler 1886’da kurulan Hinçak Komitesi’nin direktifleri ile hareket ediyorlardi. Ermenilerin Yozgat’ta en fazla faaliyette bulunduklari yer ise Bogazliyan Kazasi’ydi. Propagandalarina haklilik kazandirmak ve taraftar toplamak için Türkler aleyhine hayali tehcir davasi açan Ermeniler bu faaliyetlerini, Yozgat Mutasarrifi olan Leon Efendi kanaliyla Ingilizlere de aktarmislar, Istanbul Hükümeti üzerinde baski kurmaya çalismislardir.

Hinçak Komitesi’nin Orta Anadolu’da faaliyet gösteren merkezi Merzifon’du. Merzifon “Küçük Ermenistan Ihtilal Merkezi” adini almisti. Komitenin reisi ise Merzifon’daki Amerikan Koleji’nde ögretmenlik yapin Karabet Tomayan ve sekreteri de yine ayni okulda ögretmen olan Ohannes Kayayan’di. Bu ögretmenlerin her ikisi de Protestan Ermeni idiler.

Söz konusu bu kisilerle beraber Protestan vaizi Mardiros faaliyete geçmek için önce Çorum, Burhaniye, Sivas, Tokat ve Amasya’yi gezerek Ermenilere telkinlerde bulunmuslar, yaptiklari konusmalarda 1877 - 1878 Osmanli - Rus harbi sirasinda Ermenilerini katledildigini ileri sürerek mevcut Ermenilerin birlesmelerini istemislerdir. Ayrica, yabanci devletlerin dikkatini çekmek için de çesitli olaylar tezgahlamislardir. Maddi yönden oldukça güçlü olan ve olusturduklari dayanisma sonucu silahlanan Ermeniler çeteler olusturarak Anadolu’nun ve Yozgat yöresinin içinde bulundugu kötü durumdan da faydalanarak soygun ve talan islerine girismislerdir. Onlarin bu soygun ve talan hareketlerinin amaci karisiklik çikararak dikkatleri üzerlerine çekmekti.

Ermenilerin bu faaliyetlerinin artmasi üzerine çekmekti. Ermenilerin bu faaliyetlerinin artmasi üzerine, Osmanli Devleti 14 Mayis 1915’te 3 maddeden olusan “Tehcir Kanunu”nu çikarmistir.

Bu kanuna göre; 1- Savas vaktinde ordu, kolordu ve tümen komutanlari ve bunlarin vekilleri ile müstakil mevki komutanlari ahali tarafindan herhangi bir surette hükümet emirlerine ve memleketin savunmasina ve asayisin korunmasina dair islere ve tertiplere karsi muhalefet ve silahla tecavüz ve direnme görülürse hemen askeri kuvvetle bastirilmasi ve tecavüz ve mukavemeti yok etmeye mezun ve mecburdur. 2- Ordu ve müstakil kolordu ve tümen komutanlari askerlik icaplarindan dolayi veya casusluk ve hiyanetlerini sezdikleri köyler ve kasabalar ahalisini tek tek veya toplu diger mahallere sevk ve iskan ettirebilirler. 3- Bu kanun çiktigi günden itibaren muteberdir.

Osmanli Devleti’nin çikardigi bu kanunu da dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’in Bogazliyan ilçesine bagli köyleri yine atese vermisler, duruma müdahale etmek üzere bölgeye jandarma kuvvetleri gönderilmis ancak, Ermeniler Jandarmalara da ates açmislardir. Durum, zamanin Içisleri Bakanligi’na bildirilmis, Bakanlik da bir telgraf emri ile buradaki Ermenilerin 24 saat içinde bölgeden çikarilarak Suriye istikametine sevk edilmelerini emretmistir.

Bu olaylarin meydana geldigi sirada Bogazliyan ilçesinin kaymakami Kemal Bey’di. Kemal Bey, bu emir üzerine Jandarma Komutani ile birlikte verilen emri yerine getirmistir.

Yillardan beri Türk vatanini parçalamaya çalisan ve her türlü hareketi gayeleri için mesru sayan Ermeniler, Mondoros Mütarekesi’ni takip eden günlerde gadre ugramis insanlar pozunda ortaya atilirlar. Kendilerini sürgüne tabi tutanlarin cezalandirilmasini isterler.

Bu isteklerin Mister Brown’un telkiniyle Padisaha da kabul ettirirler. Durumun yatistirilmasi için suçlu aranmaya baslanir. Bu suçlulardan birinin de Bogazliyan Kaymakami Kemal Bey oldugu kanaatine varilir. Bogazliyan Kaymakami ve Yozgat Mutasarrif Vekili Kemal Bey, Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep oldugu iddiasiyla, idamla yargilanir. Mahkemede çogunlugunu Ermeni komitecilerin teskil ettigi ve Ingiliz Yüksek Komiserligi’nin , Rum - Ermeni Subesinin temin ettigi birçok yalanci sahit çikararak akil ve mantigin kabul etmedigi bir sürü suç uydurarak, Kemal Bey’in aleyhinde sahitlik yaparlar.

Bunun üzerine, mahkemede sanik sandalyesinde bulunan ve avukatligini Saadettin Ferit Bey’in yaptigi Kemal Bey su tarihi savunmayi yapar: “Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, su dakikada bir tarih mahkemesi sifatini almis bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafindan öldürülen dindaslarinin ve soydaslarinin matemi Müslümanlarin yüreklerinin sizlattigi ve her gün gelen kara haberlerin halki tahrik etmekten geri kalmadigi malumdur.

Ermeniler ise, Rus Ordularinin kah önüne geçerek, kah arkasinda kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasina güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardi. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazi Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara sahit olmus, bazi asker kaçaklarinin tecavüzü ihtimal dahilindedir. Ancak, savasta yenilisimizin aleyhimizde meydana getirdigi hezeyani durdurmak maksadiyla iddia makaminin da istegi üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabi sayiliyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte degil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini tasiyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban araniyorsa, herhalde bu islerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak degildir.” Kemal Bey’in bu sözlerden sonra yalanci sahitler, hiç olaylari gerçekmis gibi anlatarak Kemal Bey’i iftira yagmuruna tutarlar.

Bu iftiralar karsisinda Kemal Bey söyle söyler: “Hepsi yalandir, uydurmadir. Reis Pasa, ben ne bunlarin söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku buldugunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çikmayan yüzügü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahseti kim yapar? Bu derece sem’i bir isi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü, hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir sey olmussa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir sikayetçi gelmemistir. Ilk defa burada Mahkeme huzurunda bu sikayetlerle karsilasiyorum.” Mahkeme bu sekilde devam ederken, Ingilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asilmasi için Mahkeme Baskani Hayret Pasa’ya baski yaptiklarindan, Hayret Pasa istifa etmis yerine “Nemrut” lakabiyla anilan Mustafa Pasa getirilmistir. Nemrut Mustafa Pasa önceden verilmis bir emri yerine bir memur tavriyla mahkemeyi sonuçlandirarak 8 Nisan 1919’da Kemal Bey’i idama mahkum eder. Önceden hazirlanmis olan bu idam karari tasdik edilmek üzere saraya gönderilir.

Padisah Sultan Vahdettin, “Ferit Pasa Millet ile Padisah arasina siyah bir perde çekti” diyerek, bu karari imzalamaz. “Is intikam ve bilahare mukatale seklini alabilir. Yolun simdiden önünü kesmek üzere fetva-yi serife talebine mecbur oldum” der. Seyhülislam Mustafa Sabri “Divan-Harb-i Örfi tarafindan idama mahkum edilen Kemal’in mahkemesi hak ve adle muvafik bir surette icra edilmis oldugu takdirde, hakkinda sadir olan hükm-i idamin derun-i varakada muharrer fetva ve mükul-i ser’iyeye muvafik oldugu veraste-i arzdir” seklinde bir fetva verir.

Bu sekilde verilen fetva ile Ermenilere kisas hakkinin verilmis olmasi gibi garip bir adalet ölçüsü ve Ingilizlerin baskisi ile Türk Hükümeti ve Islam Müftüsü bir Türk-Islam vatanseverinin idamini tasdik ettiler. Cezasi infaz edilmek üzere Istanbul’a getirilmis olan Mehmet Bey, Bekir Aga Bölügü’nden alinarak cezasinin infaz edilecegi yer olan Beyazid Meydani’na getirilir.

Kemal Bey’in asilacagini duyan bütün Istanbullular ve bilhassa vatanseverler Beyazid Meydani’ndan toplanirlar. Kemal Bey’e idam sehpasinin önünde son sözünü ne oldugunda, o halka söyle der: “Sevgili vatandaslarim, Ben bir Türk memuruyum. Aldigim emri yerine getirdim. Vazifemi yaptigima vicdanim emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarin da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asiyorlar. Eger adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” Kemal Bey’in bu sözlerine katilan halk da aynen cevap vererek, “Kahrolsun böyle adalet” diye bagirmaya baslamislardir.

Kemal Bey, bu son sözlerine devam ederek: “Benim sevgili kardeslerim, asil Türk Milletine çocuklarimi emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktir. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Amin. Borcum var, servetim yok üç çocugumu, millet ugruna yetim birakiyorum. Yasasin Millet...” Kemal Bey’in idam hadisesi, Ingilizlerin hiç beklemedigi sekilde büyük tepki ile karsilanir. Kemal Bey’in cenazesi vasiyeti üzerin, Kadiköy Kusdili Çayiri’ndaki oglunun mezari yanina gömülmesi için, ailesine teslim edilir. Kadiköy’de büyük bir cenaze töreni yapilir. Tabut, Karaköy Itfaiye Karakolu önünden geçerken bir manga asker bayragi yariya indirerek selam durur. Alisilmisin disinda, tabut eller üzerinde defnedilecegi yere kadar götürülerek, 10 Nisan 1919 Persembe günü aksam üzeri topraga verilir.

Kemal Bey’in üzerinde çikan vasiyeti tarihe bir belge olarak kalacaktir. “Merhum sevgili oglum Adnan’in medfun bulundugu Kadiköy Kusdilli Çayir’ndaki kabristanda yavrumun yanina gömülmemi diliyorum. Teyzem ve kardesim Kadiköy’ünde sakindirler. Teyzemin adresi Mühürdar Caddesinde 67 numarali hanedir. Adi Ismet Hanim’dir. Defin masrafi teyzeme tevdi buyurulmalidir.

Kabir tasim, hamiyetli Türk ve Müslüman kardesim tarafindan dikilmeli ve üstüne söyle yazilmalidir: Millet ve Memleket ugruna sehit olan Bogazliyan Kaymakami Kemal’in ruhuna fatiha. Perisan zevcem Hatice’ye, yavrularim Müzehher ve Müserref’e muavenet edilmesini, yavrularimin tahsil ve terbiyesine ihtimam buyurulmasini vatandaslarimdan beklerim. Babam, Karamürsel Asar Memur-u Sabiki Arif Bey de acizdir. Kardesim Münir de kimsesizdir. Bunlara da muavenet olunursa, memnun olurum.

Türk Milleti ebediyyen yasayacak, Müslümanlik asla zeval bulmayacaktir. Allah, millet ve memlekete zeval vermesin. Fertler ölür, millet yasar. Insaallah Türk Milleti ebediyete kadar yasayacaktir.” (30 Mart 1335 Bogazliyan Kaymakam - Sabiki Kemal) Millet O’nu unutmadi; TBMM 14 Ekim 1922’de çikardigi özel bir kanunla “Milli Sehit” olarak kabul etti.

Bogazliyan’da bir mahalle ve bir okul “Milli Sehit”in adini tasimaktadir.


Kaynak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder