21 Temmuz 2009 Salı
Yozgat Lisesi
Yozgat Lisesi
Sevgimiz var kucak kucak
Yarına ışık tutacak
Gülüne bülbül konacak
Daim adın anılacak
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi
Şanın tarihe mal olsun
Sınıfların sevgi dolsun
Gülen bahçen gülşen olsun
Bozok'tan uzanan kolsun
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Yaylanın serin havası
Lisemiz bilgi yuvası
Saksıda gülü kovası
Dertlerimin ol devası
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi
Gönlüm sevgi_saygı dolu
Yolumuz insanlık yolu
Uzanacak ilmin kolu
Yeni nesil sagı-solu
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Canım ögretmen, ögrenci
İyi yetişsin Türk genci
Yozgat içinde birinci
Kaplar içimi sevinci
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Ahmet Sargın
Yozgat Lisesi
Sevgimiz var kucak kucak
Yarına ışık tutacak
Gülüne bülbül konacak
Daim adın anılacak
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi
Şanın tarihe mal olsun
Sınıfların sevgi dolsun
Gülen bahçen gülşen olsun
Bozok'tan uzanan kolsun
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Yaylanın serin havası
Lisemiz bilgi yuvası
Saksıda gülü kovası
Dertlerimin ol devası
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi
Gönlüm sevgi_saygı dolu
Yolumuz insanlık yolu
Uzanacak ilmin kolu
Yeni nesil sagı-solu
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Canım ögretmen, ögrenci
İyi yetişsin Türk genci
Yozgat içinde birinci
Kaplar içimi sevinci
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Ahmet Sargın
Yozgat Lisesi
Sevgimiz var kucak kucak
Yarına ışık tutacak
Gülüne bülbül konacak
Daim adın anılacak
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi
Şanın tarihe mal olsun
Sınıfların sevgi dolsun
Gülen bahçen gülşen olsun
Bozok'tan uzanan kolsun
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Yaylanın serin havası
Lisemiz bilgi yuvası
Saksıda gülü kovası
Dertlerimin ol devası
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi
Gönlüm sevgi_saygı dolu
Yolumuz insanlık yolu
Uzanacak ilmin kolu
Yeni nesil sagı-solu
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Canım ögretmen, ögrenci
İyi yetişsin Türk genci
Yozgat içinde birinci
Kaplar içimi sevinci
Tarihi Yozgat Lisesi
Yozgat'ın gülü neşesi.
Ahmet Sargın
2 Haziran 2009 Salı
Ermeni Faaliyetleri ve Bogazliyan Kaymakami Kemal Bey
TÜM ERMENİILERE VE YANDAŞLARINA;OTURUN OTURDUGUNUZ YERDE ..SABRIMIZI TASIRMAYIN
Yozgat’ta faaliyet gösteren Ermeniler 1886’da kurulan Hinçak Komitesi’nin direktifleri ile hareket ediyorlardi. Ermenilerin Yozgat’ta en fazla faaliyette bulunduklari yer ise Bogazliyan Kazasi’ydi. Propagandalarina haklilik kazandirmak ve taraftar toplamak için Türkler aleyhine hayali tehcir davasi açan Ermeniler bu faaliyetlerini, Yozgat Mutasarrifi olan Leon Efendi kanaliyla Ingilizlere de aktarmislar, Istanbul Hükümeti üzerinde baski kurmaya çalismislardir.
Hinçak Komitesi’nin Orta Anadolu’da faaliyet gösteren merkezi Merzifon’du. Merzifon “Küçük Ermenistan Ihtilal Merkezi” adini almisti. Komitenin reisi ise Merzifon’daki Amerikan Koleji’nde ögretmenlik yapin Karabet Tomayan ve sekreteri de yine ayni okulda ögretmen olan Ohannes Kayayan’di. Bu ögretmenlerin her ikisi de Protestan Ermeni idiler.
Söz konusu bu kisilerle beraber Protestan vaizi Mardiros faaliyete geçmek için önce Çorum, Burhaniye, Sivas, Tokat ve Amasya’yi gezerek Ermenilere telkinlerde bulunmuslar, yaptiklari konusmalarda 1877 - 1878 Osmanli - Rus harbi sirasinda Ermenilerini katledildigini ileri sürerek mevcut Ermenilerin birlesmelerini istemislerdir. Ayrica, yabanci devletlerin dikkatini çekmek için de çesitli olaylar tezgahlamislardir. Maddi yönden oldukça güçlü olan ve olusturduklari dayanisma sonucu silahlanan Ermeniler çeteler olusturarak Anadolu’nun ve Yozgat yöresinin içinde bulundugu kötü durumdan da faydalanarak soygun ve talan islerine girismislerdir. Onlarin bu soygun ve talan hareketlerinin amaci karisiklik çikararak dikkatleri üzerlerine çekmekti.
Ermenilerin bu faaliyetlerinin artmasi üzerine çekmekti. Ermenilerin bu faaliyetlerinin artmasi üzerine, Osmanli Devleti 14 Mayis 1915’te 3 maddeden olusan “Tehcir Kanunu”nu çikarmistir.
Bu kanuna göre; 1- Savas vaktinde ordu, kolordu ve tümen komutanlari ve bunlarin vekilleri ile müstakil mevki komutanlari ahali tarafindan herhangi bir surette hükümet emirlerine ve memleketin savunmasina ve asayisin korunmasina dair islere ve tertiplere karsi muhalefet ve silahla tecavüz ve direnme görülürse hemen askeri kuvvetle bastirilmasi ve tecavüz ve mukavemeti yok etmeye mezun ve mecburdur. 2- Ordu ve müstakil kolordu ve tümen komutanlari askerlik icaplarindan dolayi veya casusluk ve hiyanetlerini sezdikleri köyler ve kasabalar ahalisini tek tek veya toplu diger mahallere sevk ve iskan ettirebilirler. 3- Bu kanun çiktigi günden itibaren muteberdir.
Osmanli Devleti’nin çikardigi bu kanunu da dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’in Bogazliyan ilçesine bagli köyleri yine atese vermisler, duruma müdahale etmek üzere bölgeye jandarma kuvvetleri gönderilmis ancak, Ermeniler Jandarmalara da ates açmislardir. Durum, zamanin Içisleri Bakanligi’na bildirilmis, Bakanlik da bir telgraf emri ile buradaki Ermenilerin 24 saat içinde bölgeden çikarilarak Suriye istikametine sevk edilmelerini emretmistir.
Bu olaylarin meydana geldigi sirada Bogazliyan ilçesinin kaymakami Kemal Bey’di. Kemal Bey, bu emir üzerine Jandarma Komutani ile birlikte verilen emri yerine getirmistir.
Yillardan beri Türk vatanini parçalamaya çalisan ve her türlü hareketi gayeleri için mesru sayan Ermeniler, Mondoros Mütarekesi’ni takip eden günlerde gadre ugramis insanlar pozunda ortaya atilirlar. Kendilerini sürgüne tabi tutanlarin cezalandirilmasini isterler.
Bu isteklerin Mister Brown’un telkiniyle Padisaha da kabul ettirirler. Durumun yatistirilmasi için suçlu aranmaya baslanir. Bu suçlulardan birinin de Bogazliyan Kaymakami Kemal Bey oldugu kanaatine varilir. Bogazliyan Kaymakami ve Yozgat Mutasarrif Vekili Kemal Bey, Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep oldugu iddiasiyla, idamla yargilanir. Mahkemede çogunlugunu Ermeni komitecilerin teskil ettigi ve Ingiliz Yüksek Komiserligi’nin , Rum - Ermeni Subesinin temin ettigi birçok yalanci sahit çikararak akil ve mantigin kabul etmedigi bir sürü suç uydurarak, Kemal Bey’in aleyhinde sahitlik yaparlar.
Bunun üzerine, mahkemede sanik sandalyesinde bulunan ve avukatligini Saadettin Ferit Bey’in yaptigi Kemal Bey su tarihi savunmayi yapar: “Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, su dakikada bir tarih mahkemesi sifatini almis bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafindan öldürülen dindaslarinin ve soydaslarinin matemi Müslümanlarin yüreklerinin sizlattigi ve her gün gelen kara haberlerin halki tahrik etmekten geri kalmadigi malumdur.
Ermeniler ise, Rus Ordularinin kah önüne geçerek, kah arkasinda kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasina güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardi. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazi Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara sahit olmus, bazi asker kaçaklarinin tecavüzü ihtimal dahilindedir. Ancak, savasta yenilisimizin aleyhimizde meydana getirdigi hezeyani durdurmak maksadiyla iddia makaminin da istegi üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabi sayiliyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte degil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini tasiyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban araniyorsa, herhalde bu islerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak degildir.” Kemal Bey’in bu sözlerden sonra yalanci sahitler, hiç olaylari gerçekmis gibi anlatarak Kemal Bey’i iftira yagmuruna tutarlar.
Bu iftiralar karsisinda Kemal Bey söyle söyler: “Hepsi yalandir, uydurmadir. Reis Pasa, ben ne bunlarin söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku buldugunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çikmayan yüzügü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahseti kim yapar? Bu derece sem’i bir isi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü, hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir sey olmussa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir sikayetçi gelmemistir. Ilk defa burada Mahkeme huzurunda bu sikayetlerle karsilasiyorum.” Mahkeme bu sekilde devam ederken, Ingilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asilmasi için Mahkeme Baskani Hayret Pasa’ya baski yaptiklarindan, Hayret Pasa istifa etmis yerine “Nemrut” lakabiyla anilan Mustafa Pasa getirilmistir. Nemrut Mustafa Pasa önceden verilmis bir emri yerine bir memur tavriyla mahkemeyi sonuçlandirarak 8 Nisan 1919’da Kemal Bey’i idama mahkum eder. Önceden hazirlanmis olan bu idam karari tasdik edilmek üzere saraya gönderilir.
Padisah Sultan Vahdettin, “Ferit Pasa Millet ile Padisah arasina siyah bir perde çekti” diyerek, bu karari imzalamaz. “Is intikam ve bilahare mukatale seklini alabilir. Yolun simdiden önünü kesmek üzere fetva-yi serife talebine mecbur oldum” der. Seyhülislam Mustafa Sabri “Divan-Harb-i Örfi tarafindan idama mahkum edilen Kemal’in mahkemesi hak ve adle muvafik bir surette icra edilmis oldugu takdirde, hakkinda sadir olan hükm-i idamin derun-i varakada muharrer fetva ve mükul-i ser’iyeye muvafik oldugu veraste-i arzdir” seklinde bir fetva verir.
Bu sekilde verilen fetva ile Ermenilere kisas hakkinin verilmis olmasi gibi garip bir adalet ölçüsü ve Ingilizlerin baskisi ile Türk Hükümeti ve Islam Müftüsü bir Türk-Islam vatanseverinin idamini tasdik ettiler. Cezasi infaz edilmek üzere Istanbul’a getirilmis olan Mehmet Bey, Bekir Aga Bölügü’nden alinarak cezasinin infaz edilecegi yer olan Beyazid Meydani’na getirilir.
Kemal Bey’in asilacagini duyan bütün Istanbullular ve bilhassa vatanseverler Beyazid Meydani’ndan toplanirlar. Kemal Bey’e idam sehpasinin önünde son sözünü ne oldugunda, o halka söyle der: “Sevgili vatandaslarim, Ben bir Türk memuruyum. Aldigim emri yerine getirdim. Vazifemi yaptigima vicdanim emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarin da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asiyorlar. Eger adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” Kemal Bey’in bu sözlerine katilan halk da aynen cevap vererek, “Kahrolsun böyle adalet” diye bagirmaya baslamislardir.
Kemal Bey, bu son sözlerine devam ederek: “Benim sevgili kardeslerim, asil Türk Milletine çocuklarimi emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktir. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Amin. Borcum var, servetim yok üç çocugumu, millet ugruna yetim birakiyorum. Yasasin Millet...” Kemal Bey’in idam hadisesi, Ingilizlerin hiç beklemedigi sekilde büyük tepki ile karsilanir. Kemal Bey’in cenazesi vasiyeti üzerin, Kadiköy Kusdili Çayiri’ndaki oglunun mezari yanina gömülmesi için, ailesine teslim edilir. Kadiköy’de büyük bir cenaze töreni yapilir. Tabut, Karaköy Itfaiye Karakolu önünden geçerken bir manga asker bayragi yariya indirerek selam durur. Alisilmisin disinda, tabut eller üzerinde defnedilecegi yere kadar götürülerek, 10 Nisan 1919 Persembe günü aksam üzeri topraga verilir.
Kemal Bey’in üzerinde çikan vasiyeti tarihe bir belge olarak kalacaktir. “Merhum sevgili oglum Adnan’in medfun bulundugu Kadiköy Kusdilli Çayir’ndaki kabristanda yavrumun yanina gömülmemi diliyorum. Teyzem ve kardesim Kadiköy’ünde sakindirler. Teyzemin adresi Mühürdar Caddesinde 67 numarali hanedir. Adi Ismet Hanim’dir. Defin masrafi teyzeme tevdi buyurulmalidir.
Kabir tasim, hamiyetli Türk ve Müslüman kardesim tarafindan dikilmeli ve üstüne söyle yazilmalidir: Millet ve Memleket ugruna sehit olan Bogazliyan Kaymakami Kemal’in ruhuna fatiha. Perisan zevcem Hatice’ye, yavrularim Müzehher ve Müserref’e muavenet edilmesini, yavrularimin tahsil ve terbiyesine ihtimam buyurulmasini vatandaslarimdan beklerim. Babam, Karamürsel Asar Memur-u Sabiki Arif Bey de acizdir. Kardesim Münir de kimsesizdir. Bunlara da muavenet olunursa, memnun olurum.
Türk Milleti ebediyyen yasayacak, Müslümanlik asla zeval bulmayacaktir. Allah, millet ve memlekete zeval vermesin. Fertler ölür, millet yasar. Insaallah Türk Milleti ebediyete kadar yasayacaktir.” (30 Mart 1335 Bogazliyan Kaymakam - Sabiki Kemal) Millet O’nu unutmadi; TBMM 14 Ekim 1922’de çikardigi özel bir kanunla “Milli Sehit” olarak kabul etti.
Bogazliyan’da bir mahalle ve bir okul “Milli Sehit”in adini tasimaktadir.
Kaynak
Yozgat’ta faaliyet gösteren Ermeniler 1886’da kurulan Hinçak Komitesi’nin direktifleri ile hareket ediyorlardi. Ermenilerin Yozgat’ta en fazla faaliyette bulunduklari yer ise Bogazliyan Kazasi’ydi. Propagandalarina haklilik kazandirmak ve taraftar toplamak için Türkler aleyhine hayali tehcir davasi açan Ermeniler bu faaliyetlerini, Yozgat Mutasarrifi olan Leon Efendi kanaliyla Ingilizlere de aktarmislar, Istanbul Hükümeti üzerinde baski kurmaya çalismislardir.
Hinçak Komitesi’nin Orta Anadolu’da faaliyet gösteren merkezi Merzifon’du. Merzifon “Küçük Ermenistan Ihtilal Merkezi” adini almisti. Komitenin reisi ise Merzifon’daki Amerikan Koleji’nde ögretmenlik yapin Karabet Tomayan ve sekreteri de yine ayni okulda ögretmen olan Ohannes Kayayan’di. Bu ögretmenlerin her ikisi de Protestan Ermeni idiler.
Söz konusu bu kisilerle beraber Protestan vaizi Mardiros faaliyete geçmek için önce Çorum, Burhaniye, Sivas, Tokat ve Amasya’yi gezerek Ermenilere telkinlerde bulunmuslar, yaptiklari konusmalarda 1877 - 1878 Osmanli - Rus harbi sirasinda Ermenilerini katledildigini ileri sürerek mevcut Ermenilerin birlesmelerini istemislerdir. Ayrica, yabanci devletlerin dikkatini çekmek için de çesitli olaylar tezgahlamislardir. Maddi yönden oldukça güçlü olan ve olusturduklari dayanisma sonucu silahlanan Ermeniler çeteler olusturarak Anadolu’nun ve Yozgat yöresinin içinde bulundugu kötü durumdan da faydalanarak soygun ve talan islerine girismislerdir. Onlarin bu soygun ve talan hareketlerinin amaci karisiklik çikararak dikkatleri üzerlerine çekmekti.
Ermenilerin bu faaliyetlerinin artmasi üzerine çekmekti. Ermenilerin bu faaliyetlerinin artmasi üzerine, Osmanli Devleti 14 Mayis 1915’te 3 maddeden olusan “Tehcir Kanunu”nu çikarmistir.
Bu kanuna göre; 1- Savas vaktinde ordu, kolordu ve tümen komutanlari ve bunlarin vekilleri ile müstakil mevki komutanlari ahali tarafindan herhangi bir surette hükümet emirlerine ve memleketin savunmasina ve asayisin korunmasina dair islere ve tertiplere karsi muhalefet ve silahla tecavüz ve direnme görülürse hemen askeri kuvvetle bastirilmasi ve tecavüz ve mukavemeti yok etmeye mezun ve mecburdur. 2- Ordu ve müstakil kolordu ve tümen komutanlari askerlik icaplarindan dolayi veya casusluk ve hiyanetlerini sezdikleri köyler ve kasabalar ahalisini tek tek veya toplu diger mahallere sevk ve iskan ettirebilirler. 3- Bu kanun çiktigi günden itibaren muteberdir.
Osmanli Devleti’nin çikardigi bu kanunu da dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’in Bogazliyan ilçesine bagli köyleri yine atese vermisler, duruma müdahale etmek üzere bölgeye jandarma kuvvetleri gönderilmis ancak, Ermeniler Jandarmalara da ates açmislardir. Durum, zamanin Içisleri Bakanligi’na bildirilmis, Bakanlik da bir telgraf emri ile buradaki Ermenilerin 24 saat içinde bölgeden çikarilarak Suriye istikametine sevk edilmelerini emretmistir.
Bu olaylarin meydana geldigi sirada Bogazliyan ilçesinin kaymakami Kemal Bey’di. Kemal Bey, bu emir üzerine Jandarma Komutani ile birlikte verilen emri yerine getirmistir.
Yillardan beri Türk vatanini parçalamaya çalisan ve her türlü hareketi gayeleri için mesru sayan Ermeniler, Mondoros Mütarekesi’ni takip eden günlerde gadre ugramis insanlar pozunda ortaya atilirlar. Kendilerini sürgüne tabi tutanlarin cezalandirilmasini isterler.
Bu isteklerin Mister Brown’un telkiniyle Padisaha da kabul ettirirler. Durumun yatistirilmasi için suçlu aranmaya baslanir. Bu suçlulardan birinin de Bogazliyan Kaymakami Kemal Bey oldugu kanaatine varilir. Bogazliyan Kaymakami ve Yozgat Mutasarrif Vekili Kemal Bey, Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep oldugu iddiasiyla, idamla yargilanir. Mahkemede çogunlugunu Ermeni komitecilerin teskil ettigi ve Ingiliz Yüksek Komiserligi’nin , Rum - Ermeni Subesinin temin ettigi birçok yalanci sahit çikararak akil ve mantigin kabul etmedigi bir sürü suç uydurarak, Kemal Bey’in aleyhinde sahitlik yaparlar.
Bunun üzerine, mahkemede sanik sandalyesinde bulunan ve avukatligini Saadettin Ferit Bey’in yaptigi Kemal Bey su tarihi savunmayi yapar: “Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, su dakikada bir tarih mahkemesi sifatini almis bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafindan öldürülen dindaslarinin ve soydaslarinin matemi Müslümanlarin yüreklerinin sizlattigi ve her gün gelen kara haberlerin halki tahrik etmekten geri kalmadigi malumdur.
Ermeniler ise, Rus Ordularinin kah önüne geçerek, kah arkasinda kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasina güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardi. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazi Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara sahit olmus, bazi asker kaçaklarinin tecavüzü ihtimal dahilindedir. Ancak, savasta yenilisimizin aleyhimizde meydana getirdigi hezeyani durdurmak maksadiyla iddia makaminin da istegi üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabi sayiliyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte degil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini tasiyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban araniyorsa, herhalde bu islerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak degildir.” Kemal Bey’in bu sözlerden sonra yalanci sahitler, hiç olaylari gerçekmis gibi anlatarak Kemal Bey’i iftira yagmuruna tutarlar.
Bu iftiralar karsisinda Kemal Bey söyle söyler: “Hepsi yalandir, uydurmadir. Reis Pasa, ben ne bunlarin söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku buldugunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çikmayan yüzügü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahseti kim yapar? Bu derece sem’i bir isi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü, hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir sey olmussa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir sikayetçi gelmemistir. Ilk defa burada Mahkeme huzurunda bu sikayetlerle karsilasiyorum.” Mahkeme bu sekilde devam ederken, Ingilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asilmasi için Mahkeme Baskani Hayret Pasa’ya baski yaptiklarindan, Hayret Pasa istifa etmis yerine “Nemrut” lakabiyla anilan Mustafa Pasa getirilmistir. Nemrut Mustafa Pasa önceden verilmis bir emri yerine bir memur tavriyla mahkemeyi sonuçlandirarak 8 Nisan 1919’da Kemal Bey’i idama mahkum eder. Önceden hazirlanmis olan bu idam karari tasdik edilmek üzere saraya gönderilir.
Padisah Sultan Vahdettin, “Ferit Pasa Millet ile Padisah arasina siyah bir perde çekti” diyerek, bu karari imzalamaz. “Is intikam ve bilahare mukatale seklini alabilir. Yolun simdiden önünü kesmek üzere fetva-yi serife talebine mecbur oldum” der. Seyhülislam Mustafa Sabri “Divan-Harb-i Örfi tarafindan idama mahkum edilen Kemal’in mahkemesi hak ve adle muvafik bir surette icra edilmis oldugu takdirde, hakkinda sadir olan hükm-i idamin derun-i varakada muharrer fetva ve mükul-i ser’iyeye muvafik oldugu veraste-i arzdir” seklinde bir fetva verir.
Bu sekilde verilen fetva ile Ermenilere kisas hakkinin verilmis olmasi gibi garip bir adalet ölçüsü ve Ingilizlerin baskisi ile Türk Hükümeti ve Islam Müftüsü bir Türk-Islam vatanseverinin idamini tasdik ettiler. Cezasi infaz edilmek üzere Istanbul’a getirilmis olan Mehmet Bey, Bekir Aga Bölügü’nden alinarak cezasinin infaz edilecegi yer olan Beyazid Meydani’na getirilir.
Kemal Bey’in asilacagini duyan bütün Istanbullular ve bilhassa vatanseverler Beyazid Meydani’ndan toplanirlar. Kemal Bey’e idam sehpasinin önünde son sözünü ne oldugunda, o halka söyle der: “Sevgili vatandaslarim, Ben bir Türk memuruyum. Aldigim emri yerine getirdim. Vazifemi yaptigima vicdanim emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarin da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asiyorlar. Eger adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” Kemal Bey’in bu sözlerine katilan halk da aynen cevap vererek, “Kahrolsun böyle adalet” diye bagirmaya baslamislardir.
Kemal Bey, bu son sözlerine devam ederek: “Benim sevgili kardeslerim, asil Türk Milletine çocuklarimi emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktir. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Amin. Borcum var, servetim yok üç çocugumu, millet ugruna yetim birakiyorum. Yasasin Millet...” Kemal Bey’in idam hadisesi, Ingilizlerin hiç beklemedigi sekilde büyük tepki ile karsilanir. Kemal Bey’in cenazesi vasiyeti üzerin, Kadiköy Kusdili Çayiri’ndaki oglunun mezari yanina gömülmesi için, ailesine teslim edilir. Kadiköy’de büyük bir cenaze töreni yapilir. Tabut, Karaköy Itfaiye Karakolu önünden geçerken bir manga asker bayragi yariya indirerek selam durur. Alisilmisin disinda, tabut eller üzerinde defnedilecegi yere kadar götürülerek, 10 Nisan 1919 Persembe günü aksam üzeri topraga verilir.
Kemal Bey’in üzerinde çikan vasiyeti tarihe bir belge olarak kalacaktir. “Merhum sevgili oglum Adnan’in medfun bulundugu Kadiköy Kusdilli Çayir’ndaki kabristanda yavrumun yanina gömülmemi diliyorum. Teyzem ve kardesim Kadiköy’ünde sakindirler. Teyzemin adresi Mühürdar Caddesinde 67 numarali hanedir. Adi Ismet Hanim’dir. Defin masrafi teyzeme tevdi buyurulmalidir.
Kabir tasim, hamiyetli Türk ve Müslüman kardesim tarafindan dikilmeli ve üstüne söyle yazilmalidir: Millet ve Memleket ugruna sehit olan Bogazliyan Kaymakami Kemal’in ruhuna fatiha. Perisan zevcem Hatice’ye, yavrularim Müzehher ve Müserref’e muavenet edilmesini, yavrularimin tahsil ve terbiyesine ihtimam buyurulmasini vatandaslarimdan beklerim. Babam, Karamürsel Asar Memur-u Sabiki Arif Bey de acizdir. Kardesim Münir de kimsesizdir. Bunlara da muavenet olunursa, memnun olurum.
Türk Milleti ebediyyen yasayacak, Müslümanlik asla zeval bulmayacaktir. Allah, millet ve memlekete zeval vermesin. Fertler ölür, millet yasar. Insaallah Türk Milleti ebediyete kadar yasayacaktir.” (30 Mart 1335 Bogazliyan Kaymakam - Sabiki Kemal) Millet O’nu unutmadi; TBMM 14 Ekim 1922’de çikardigi özel bir kanunla “Milli Sehit” olarak kabul etti.
Bogazliyan’da bir mahalle ve bir okul “Milli Sehit”in adini tasimaktadir.
Kaynak
Yozgat Isminin Verilmesi
Yozgat Isminin Verilmesi
Yozgat adinin nereden geldigi hakkinda çesitli söylentiler ileri sürülür. Bir rivayete göre Yozgat Saray köyünden itibaren asagidan yukariya dogru kat kat yükselmektedir. Bu kat kat yükselisindin ve rakiminin yüksekliginden dolayi önceleri "Yüzkat" denmis, zamanla bu isim söylene söylene Yozgat halini almistir. Diger bir rivayete göre; Asiret Reisi Ömer Cabbar Aga'nin yüzü copurdu. Bu yüzden kendisine Çopur veya Çapar Koca derlerdi. Söylentiye göre Cabbar Aga, sürülerini bir yaz günü yaylakta otlatirken karsisina Hizir (AS) çikiyor ve davar sahibi Cabbar Aga'dan içmek için süt istiyor. Güler yüzlü Cabbar Aga hemen misafirine ikramda kusur etmeyerek, gönül hoslugu ile sütü veriyor. Hizir (AS) sütü içtikten sonra çok memnun kaliyor ve Cabbar Aga'ya "Çobanoglu, yozuna yoz katilsin, memleketinin adi Yoz-Kat olsun" diyor. Bu sözü söyleyerek kayboluyor. Temeli böyle olan Yoz-Kat söylene söylene Yozgat halini aliyor. Ismin kaynagi hakkinda her ne kadar tatmin edici bir bilgi yoksa da uzun yillar bu havalinin böyle anildigi bilinmektedir. Birinci Büyük Millet Meclisinde Kütahya Mebusu Cemil Bey tarafindan verilen bir takrir ile Yozgat ismi Bozok olarak degistirilmis, bilahare 23 Haziran 1927 tarihinde Bozok Mebusu Süleyman Sirri (IÇÖZ) Bey ve arkadaslarinin verdigi bir takrirle Bozok ismi tekrar Yozgat olarak degistirilmistir.
YOZGAT ILI TARIHI
1- ESKI DEVIRLERI: Yozgat Ili; Anadolu'nun en eski yerlesim merkezlerinden biridir. Aligar höyügünde 5000 sene öncesine ait eserler bulunmustur. Yozgat il topraklari Anadolu'da ilk siyasi birligi kuran ve Anadolu'da tarih devrinin ba5langicini saglayan Hitit'lerin sinirlari içerisinde en kalabalik yerlesim merkezlerinden biriydi. M.Ö. 2000 - 1500 yillari arasinda kurulan ve merkezi Yozgat sinirlari içerisindeki Hattusas olan Hitit'lerin hakimiyetinden sonra yöre M.Ö. 1200'lerde Deniz Haklari istilasinin ardindan Frig'lerin hakimiyetine girdi. M.Ö. 7. yüzyll baslarinda Kimmer'lerin saldirisina ugradi. M.Ö. 6. yüzyilda Lidya Kralligina baglandi. Ayni yüzyilin ortalarinda Pers'ler, M.Ö. 4. yüzyilda da Makedonya'lilar tarafindan ele geçirildi. M.Ö. 3. yüzyilin baslarinda güney kesimi kisa bir süre Kapadokya Kralliginin hakimiyetinde kaldi. Daha sonra Anadolu'yu istila eden göçebe Kelt kabilelerinden Galat'larin yerlestigi Galatya'nin bir parçasi oldu. M.Ö. 2. yüzyil baslarinda kurulan Galatya Kralligi bir süre Pergamon (Bergama) ve Pontus Kralliklarina bagli kaldiktan sonra M.Ö. 85'te Roma'nin korumasina girdi. M.S 395'te Roma Imparatorlugu ikiye bölününce Anadolu, Dogu Roma (Bizans)'in payina düstü. islarn ordulari ve Sasani'ler zaman zaman Bizanz elindeki bu bölgeye akinlar yapmislarsa da bölgeyi devamli olarak tutamadilar.
2- 1071 MALAZGIRT SAVASI'NDAN SONRAKI DEVRE: Bozok çevresinde Türk - Islam izleri 1071 Malazgirt Savasi'ndan sonra baslar. Tahrir Defterlerinden 24 Oguz boyunun 21'inden degisik oranlardaki Türkmen boylari Anadolu'ya gelmistir. Salur, Eymür ve Karkin'lilar Anadolu'nun iskaninda birinci derecede rol oynamislardir. Kayin, Anadolu'nun fethi ve iskaninda, Beydilli ve Bayindir boylari da Anadolu'ya yerlesmede önemli görevler yapmislardir. Oguzlar, göçtükleri yerlere her sosyal birimden insanlarin yaninda, kültür unsarlarini da tasidilar. Bozok bölgesi, önemli kervan ve ticaret yollarinin geçtigi bir yerdi. Emirci Sultan'in Osman Pasa Tekkesi bu yollardan biri üzerinde bulunuyordu. zaviye, Kayseri ve Kirsehir'den Amasya'ya giden yol üzerindeki bir konak noktasiydi. Yasevi seyhi Emirci Sultan'in 1204'lerde Bozok'a gelerek, Keçikirana cOsmanpasa) yerlesip irsada basladigi, bu bölgede 16. yüzyilda da "Osman Pasa Tekkesi" adiyla bir zaviye kuruldugu anlasilmaktadir. Salmanli ve Danisman köyleri, Danismend'liler zamanindan kalma tarihi köylerdir. Ilimizde Selçuklu'larin izleri 12. yüzyildan itibaren görülür. Bir ara Danigmendogullari'nin hakimiyetine giren bu bölge, 1175'den sonra Anadolu Selçuklulari'nin eline geçmistir. 1243 Kösedag Savasi'ndan sonra Ilhanlilar'in kontrolüne giren bölge Anadolu Selçuklu Beylikleri döneminde Eretna Beyligi'nin, 1381'den sonra da Kadi Burhaneddin Devletinin eline geçti. 1398'de Kadi Burhanettin öldürülünce Yildirim Beyazid bu bölgeyi ayni tarihte Osmanli Devleti sinirlarina katti. Timur Han 1402 - 1403 senelerinde Yozgat ve çevresini ele geçirdi. Timur Han Anadolu'yu terk ederken, 1256'dan itibaren bu bölgeye yerlesen Karatatarlar'i Türkistan'a götürmeye karar vere- rek 1404'de bunlarin tamamini zorla alip götürmüstür.
3- YOZGAT VE ÇEVRESINE YERLESEN OGUZ BOYLARI VE YASADIKLARI YERLER: Karatatarlar'in Bozok bölgesinden gitmesi sonucunda bölge, Sivas'in güneyinde ve Kayseri'nin dogusunda (bilhassa Uzunyayla) yaylaya Dulkadirli Türkmenleri tarafindan iskan edilmistir. 15. yüzyülda Yozgat ve komsu mahallere yerlesen, Bozok adiyla anilan oymaklar ve yerlestik leri bölgeler söyledir:
a. Kizilkocalu: Topluca yasadiklari yer; Yozgat, sefaatli, Yerköy ve Musabeyli ile çevrili saha olup, Elmahacili, Musa Beglü, Aziz Beglü, Yusuf Abtal, Dokuz, Hasanci gibi obalarla Topaç, Erkekli ve Igdeli gibi ekinlikler de bu sahanin içinde bulun- maktadir. 1529 - 1530 yillarinda küçük bir köy olan Yozgat da bu sinirin içindedir. Ayrica, Balti Saray, Yassi Kisla, Igde Kisla, Arik Asan, Agaça Saz, Dere Kisla, Köse Yusuflu, Ali sarlu, Sekilü, isa Hacilu ve Kösler de bu oymaga bagli olanlarin yerlesip isim verdikleri yerlesim birimleridir.
b. Salmanlu: Bu oymak Yozgat'in batisinda bulunan Salmanli'da yerlesmistir.
c. Agaçalu (Agaçlul: Bu oymak Karadere'de yasamaktaydi. Bu bölgede tamamen Agaçalu'larca doldurulmus, Asagi Kanak da bu boya mensup kisilerce iskan edilmistir. Ayrica Sokun, Emlak, Karça, Alilü, Hacilar, Hamzalu, Haser, çakir ve Cedük'te de Agaçlu obalari bulunmaktadir.
d. Çiçeklü: Bu boy Bogazliyan çevresinde oturmaktaydi.
e. Zakirlü: Bu oymak Sorgun civarinda yasamakta ve Yayla Hacilu, Ramazanlu, Orhan Hacilu, Emir Cazili ve daha bir çok obalara ayrilmaktadir.
f. Mes'udlu: Bölgenin en eski oymaklarindandi. Buna ragmen pek fazla nüfusu olmayan oymaklardan meydana gelmistir.
g. Agça Koyunlu: Bunlarin kalabalik bir kismi Gedük'te bir kisim obalari da Kara Dere'de yasamaktadir.
h. Kavurgalu: Yozgat'in dogusunda kendi adini tasiyan Kavurgali Köyü ve çevresinde yasamaktadirlar.
i. Demircülü: En taninmis obalari, Sarim Beglü olup Merkeze bagli Sarimbey bu obanin adini tasimaktadir.
j. Sam Bayadi: Bunlar Bozok'un sinirlari içinde bulunan o zamanki ismi Gedük olan sar Kisla'da yasamaktadirlar. Bunlar kis aylarini Halep civarinda geçirdiklerinden sam Bayadi adini almistir.
k. Söklen: Yurtlari Yukari Kanak olup, burada bulunan; Ayranci, Yagmur Kislasi, Kümber Kisla, Karaca Üyük, Akarca, Arpalik, Küpeli, Karaevli Kislasi, Dere Yagsin, Alembeg Kislasi, Emirbeg Kislasi, Baraklu, Akbenlü, çukurviran ve ekinliklerde 1542 - 1543 yillarinda 33 obaya ayrilmis bir halde yasiyorlardi. l. Hisar Beglü: Yurtalir Hasbek ve çevresi olup, Hisarbeyli köyü ile Bas Kisla'nin Kisla, Eynelli (Topal Abdal Kislasi), Hasbek, Ozan, Kemal Fakihlü, Agçadam, çanakçi, ramazanlu, Boyalik, Kaya- cik, Agil lKayalu), çorak, Edik, Alin Pinari, Musa Fakih, çaglali gibi ekinlikler de bunlara aittir.
* Kaynak 1998 Yozgat Il Yilligi -
Osmanli Döneminde Yozgat ve Çapanogullari
Timur’un Anadolu’dan ayrilmasindan sonra, Osmanli sehzadeleri arasinda çikan saltanat kavgalarinda Yozgat ve çevresi büyük sikinti çekmistir. Yeniden Osmanli Devleti’ne baglanmasi ancak 1408’de Çelebi Mehmet döneminde olmustur. 1413’de kesin olarak Anadolu’da Osmanli hakimiyetini saglayan Çelebi Mehmet, Yozgat ve yöresindeki devlet hakimiyetini pekistirmistir.Yavuz Sultan Selim döneminde Yozgat ve çevresinde “Celal” adinda bir Türkmen önderinin çikarmis oldugu isyan kontrol altina alinmissa da, Yozgat ve yöresi bu isyandan büyük zarar görmüstür. Kanunî Sultan Süleyman döneminde arazi tahririnin yenilenmesi sirasinda, bölgede yine karisiklilar çikmis, ancak kisa sürede denetim saglanmistir (1526). 17. yüzyilin sonlarinda devlet tarafindan BOZOK’a yerlestirilen Mamalu Türkmen oymaklarindan, Çapanogullari büyük güç kazanmislardir. 1728’de Çapanogullarindan Ahmet Aga, Yeniil Has Mütesellimligi’ne getirilmistir. Bu görevde üstün basari gösterdiginden dolayi da, 1732’de de Mamalu Türkmenlerin mütesellimligi görevine yükseltilmistir. 1741 yilinda ise, BOZOK Mütessellimligi görevine atanmistir.Çapanoglu Ahmet Aga, bundan sonraki yillarda etkinligini komsu sancaklarda da duyurmustur. Osmanli Devleti’nce 1745’de “Kapicibasili” payesiyle ödüllendirilen Ahmet Aga, Yozgat ve yöresinde bazi bayindirlik hareketlerine giriserek, halkin destegini kazanmaya özen göstermistir. Çapanogullari, merkezi yönetimle uyum içinde olmayi sürdürmüsler; 1755’de Istanbul’da ortaya çikan et sikintisini gidermek üzere koyun göndermeleri karsiliginda BOZOK Sancagi malikâne olarak Çapanoglu Ahmet Aga’ya verilmistir. Böylece, Çapanogullari Yozgat ve yöresinin tartisilmaz hakimi durumuna gelmislerdir. Bu tarihten sonra Istanbul’a sik sik Çapanogullari hakkinda yakinma mektuplari gitmeye baslamistir. 1757’de devlet, Çapanoglu Ahmet Aga’yi zulümlerine son vermemesi durumunda malikanesinin elinde alinacagini bildirmistir.Ahmet Aga 1761’de Sivas Valiliginin, Istanbul Hükümetince verilmesini saglamistir. Bu basarisinin verdigi cesaretle Maras Valiligi’ne de göz dikince hakkinda idam fermani yayinlanmistir. Ahmet Aga’nin 1765’de idamindan sonra Çapanoglu Mustafa Bey’in BOZOK Sancagi Mütesellimi oluncaya kadar Çapanogullari Yozgat ve yöresindeki etkinliklerini yitirmislerdir. 1768’de mütesellim olan Mustafa Bey, merkezle iyi geçinmeye çalisarak, yapilan savaslar sirasinda devlete asker ve malzeme yardiminda bulunmustur. Çapanogullari 1772’den sonra Yozgat ve yöresinde yeniden söz sahibi olmaya baslamis, çevredeki diger ayanlarla mücadeleye baslamislardir. Çapanogullari Canikliogullarina karsi sürdürdükleri mücadeleden basari ile çikmislardir. Mustafa Bey, 1782’de hizmetçileri tarafindan öldürülünce, BOZOK Sancagi Mütesellimligi kardesi Süleyman Bey’e verildi. Osmanli Padisahlari 1. Abdulhamit ve 3. Selim ile iyi iliskiler kuran Süleyman Bey, 1783’de Çankiri Sancagi Mutasarrifligi’ni da almistir. Nizam-i Cedid Ordusu’nun kurulmasini destekleyen Süleyman Bey, Canikliogullari ile üstünlük mücadelesini sürdürmüs, 3. Selim’in tahttan indirilmesiyle durumu sarsilmis ise de, Alemdar Mustafa Pasa’nin, 3. Selim’in yerine geçen 4. Mustafa’yi tahttan indirmesiyle eski konumunu yeniden kazanmistir. Süleyman Bey, 1808’de Istanbul’da toplanan ayan arasinda yer alarak, Sened-i Ittifak’i imzaladi ve Sekban-i Cedid askerini kendi hakimiyet bölgesinde örgütlenmeye baslamistir. Süleyman Bey, 1813’te öldügünde güçleri doruga ulasmis olan Çapanogullari, kendilerine mukataa olarak verilen; BOZOK, Amasya, Sarki Karahisar, Sivas, Kayseri, Maras, Antep, Halep, Rakka, Adana, Tarsus, Konya Ereglisi, Nigde, Nevsehir, Kirsehir ve Ankara’da büyük bir nüfuza sahip olmuslardir. Çapanogullari’ndan Mehmet Celaleddin Pasa, 1842-1846’da kisa sürelerle BOZOK ve Kayseri Kaymakamligina atanmistir.1849’dan sonra yönetim kademelerinden iyice uzaklastirilan Çapanogullari, büyük servetleri sayesinde,özellikle ekonomik alandaki güçlerini XX. yüzyilin baslarina kadar sürdürmüslerdir.
Kaynak
Yozgat adinin nereden geldigi hakkinda çesitli söylentiler ileri sürülür. Bir rivayete göre Yozgat Saray köyünden itibaren asagidan yukariya dogru kat kat yükselmektedir. Bu kat kat yükselisindin ve rakiminin yüksekliginden dolayi önceleri "Yüzkat" denmis, zamanla bu isim söylene söylene Yozgat halini almistir. Diger bir rivayete göre; Asiret Reisi Ömer Cabbar Aga'nin yüzü copurdu. Bu yüzden kendisine Çopur veya Çapar Koca derlerdi. Söylentiye göre Cabbar Aga, sürülerini bir yaz günü yaylakta otlatirken karsisina Hizir (AS) çikiyor ve davar sahibi Cabbar Aga'dan içmek için süt istiyor. Güler yüzlü Cabbar Aga hemen misafirine ikramda kusur etmeyerek, gönül hoslugu ile sütü veriyor. Hizir (AS) sütü içtikten sonra çok memnun kaliyor ve Cabbar Aga'ya "Çobanoglu, yozuna yoz katilsin, memleketinin adi Yoz-Kat olsun" diyor. Bu sözü söyleyerek kayboluyor. Temeli böyle olan Yoz-Kat söylene söylene Yozgat halini aliyor. Ismin kaynagi hakkinda her ne kadar tatmin edici bir bilgi yoksa da uzun yillar bu havalinin böyle anildigi bilinmektedir. Birinci Büyük Millet Meclisinde Kütahya Mebusu Cemil Bey tarafindan verilen bir takrir ile Yozgat ismi Bozok olarak degistirilmis, bilahare 23 Haziran 1927 tarihinde Bozok Mebusu Süleyman Sirri (IÇÖZ) Bey ve arkadaslarinin verdigi bir takrirle Bozok ismi tekrar Yozgat olarak degistirilmistir.
YOZGAT ILI TARIHI
1- ESKI DEVIRLERI: Yozgat Ili; Anadolu'nun en eski yerlesim merkezlerinden biridir. Aligar höyügünde 5000 sene öncesine ait eserler bulunmustur. Yozgat il topraklari Anadolu'da ilk siyasi birligi kuran ve Anadolu'da tarih devrinin ba5langicini saglayan Hitit'lerin sinirlari içerisinde en kalabalik yerlesim merkezlerinden biriydi. M.Ö. 2000 - 1500 yillari arasinda kurulan ve merkezi Yozgat sinirlari içerisindeki Hattusas olan Hitit'lerin hakimiyetinden sonra yöre M.Ö. 1200'lerde Deniz Haklari istilasinin ardindan Frig'lerin hakimiyetine girdi. M.Ö. 7. yüzyll baslarinda Kimmer'lerin saldirisina ugradi. M.Ö. 6. yüzyilda Lidya Kralligina baglandi. Ayni yüzyilin ortalarinda Pers'ler, M.Ö. 4. yüzyilda da Makedonya'lilar tarafindan ele geçirildi. M.Ö. 3. yüzyilin baslarinda güney kesimi kisa bir süre Kapadokya Kralliginin hakimiyetinde kaldi. Daha sonra Anadolu'yu istila eden göçebe Kelt kabilelerinden Galat'larin yerlestigi Galatya'nin bir parçasi oldu. M.Ö. 2. yüzyil baslarinda kurulan Galatya Kralligi bir süre Pergamon (Bergama) ve Pontus Kralliklarina bagli kaldiktan sonra M.Ö. 85'te Roma'nin korumasina girdi. M.S 395'te Roma Imparatorlugu ikiye bölününce Anadolu, Dogu Roma (Bizans)'in payina düstü. islarn ordulari ve Sasani'ler zaman zaman Bizanz elindeki bu bölgeye akinlar yapmislarsa da bölgeyi devamli olarak tutamadilar.
2- 1071 MALAZGIRT SAVASI'NDAN SONRAKI DEVRE: Bozok çevresinde Türk - Islam izleri 1071 Malazgirt Savasi'ndan sonra baslar. Tahrir Defterlerinden 24 Oguz boyunun 21'inden degisik oranlardaki Türkmen boylari Anadolu'ya gelmistir. Salur, Eymür ve Karkin'lilar Anadolu'nun iskaninda birinci derecede rol oynamislardir. Kayin, Anadolu'nun fethi ve iskaninda, Beydilli ve Bayindir boylari da Anadolu'ya yerlesmede önemli görevler yapmislardir. Oguzlar, göçtükleri yerlere her sosyal birimden insanlarin yaninda, kültür unsarlarini da tasidilar. Bozok bölgesi, önemli kervan ve ticaret yollarinin geçtigi bir yerdi. Emirci Sultan'in Osman Pasa Tekkesi bu yollardan biri üzerinde bulunuyordu. zaviye, Kayseri ve Kirsehir'den Amasya'ya giden yol üzerindeki bir konak noktasiydi. Yasevi seyhi Emirci Sultan'in 1204'lerde Bozok'a gelerek, Keçikirana cOsmanpasa) yerlesip irsada basladigi, bu bölgede 16. yüzyilda da "Osman Pasa Tekkesi" adiyla bir zaviye kuruldugu anlasilmaktadir. Salmanli ve Danisman köyleri, Danismend'liler zamanindan kalma tarihi köylerdir. Ilimizde Selçuklu'larin izleri 12. yüzyildan itibaren görülür. Bir ara Danigmendogullari'nin hakimiyetine giren bu bölge, 1175'den sonra Anadolu Selçuklulari'nin eline geçmistir. 1243 Kösedag Savasi'ndan sonra Ilhanlilar'in kontrolüne giren bölge Anadolu Selçuklu Beylikleri döneminde Eretna Beyligi'nin, 1381'den sonra da Kadi Burhaneddin Devletinin eline geçti. 1398'de Kadi Burhanettin öldürülünce Yildirim Beyazid bu bölgeyi ayni tarihte Osmanli Devleti sinirlarina katti. Timur Han 1402 - 1403 senelerinde Yozgat ve çevresini ele geçirdi. Timur Han Anadolu'yu terk ederken, 1256'dan itibaren bu bölgeye yerlesen Karatatarlar'i Türkistan'a götürmeye karar vere- rek 1404'de bunlarin tamamini zorla alip götürmüstür.
3- YOZGAT VE ÇEVRESINE YERLESEN OGUZ BOYLARI VE YASADIKLARI YERLER: Karatatarlar'in Bozok bölgesinden gitmesi sonucunda bölge, Sivas'in güneyinde ve Kayseri'nin dogusunda (bilhassa Uzunyayla) yaylaya Dulkadirli Türkmenleri tarafindan iskan edilmistir. 15. yüzyülda Yozgat ve komsu mahallere yerlesen, Bozok adiyla anilan oymaklar ve yerlestik leri bölgeler söyledir:
a. Kizilkocalu: Topluca yasadiklari yer; Yozgat, sefaatli, Yerköy ve Musabeyli ile çevrili saha olup, Elmahacili, Musa Beglü, Aziz Beglü, Yusuf Abtal, Dokuz, Hasanci gibi obalarla Topaç, Erkekli ve Igdeli gibi ekinlikler de bu sahanin içinde bulun- maktadir. 1529 - 1530 yillarinda küçük bir köy olan Yozgat da bu sinirin içindedir. Ayrica, Balti Saray, Yassi Kisla, Igde Kisla, Arik Asan, Agaça Saz, Dere Kisla, Köse Yusuflu, Ali sarlu, Sekilü, isa Hacilu ve Kösler de bu oymaga bagli olanlarin yerlesip isim verdikleri yerlesim birimleridir.
b. Salmanlu: Bu oymak Yozgat'in batisinda bulunan Salmanli'da yerlesmistir.
c. Agaçalu (Agaçlul: Bu oymak Karadere'de yasamaktaydi. Bu bölgede tamamen Agaçalu'larca doldurulmus, Asagi Kanak da bu boya mensup kisilerce iskan edilmistir. Ayrica Sokun, Emlak, Karça, Alilü, Hacilar, Hamzalu, Haser, çakir ve Cedük'te de Agaçlu obalari bulunmaktadir.
d. Çiçeklü: Bu boy Bogazliyan çevresinde oturmaktaydi.
e. Zakirlü: Bu oymak Sorgun civarinda yasamakta ve Yayla Hacilu, Ramazanlu, Orhan Hacilu, Emir Cazili ve daha bir çok obalara ayrilmaktadir.
f. Mes'udlu: Bölgenin en eski oymaklarindandi. Buna ragmen pek fazla nüfusu olmayan oymaklardan meydana gelmistir.
g. Agça Koyunlu: Bunlarin kalabalik bir kismi Gedük'te bir kisim obalari da Kara Dere'de yasamaktadir.
h. Kavurgalu: Yozgat'in dogusunda kendi adini tasiyan Kavurgali Köyü ve çevresinde yasamaktadirlar.
i. Demircülü: En taninmis obalari, Sarim Beglü olup Merkeze bagli Sarimbey bu obanin adini tasimaktadir.
j. Sam Bayadi: Bunlar Bozok'un sinirlari içinde bulunan o zamanki ismi Gedük olan sar Kisla'da yasamaktadirlar. Bunlar kis aylarini Halep civarinda geçirdiklerinden sam Bayadi adini almistir.
k. Söklen: Yurtlari Yukari Kanak olup, burada bulunan; Ayranci, Yagmur Kislasi, Kümber Kisla, Karaca Üyük, Akarca, Arpalik, Küpeli, Karaevli Kislasi, Dere Yagsin, Alembeg Kislasi, Emirbeg Kislasi, Baraklu, Akbenlü, çukurviran ve ekinliklerde 1542 - 1543 yillarinda 33 obaya ayrilmis bir halde yasiyorlardi. l. Hisar Beglü: Yurtalir Hasbek ve çevresi olup, Hisarbeyli köyü ile Bas Kisla'nin Kisla, Eynelli (Topal Abdal Kislasi), Hasbek, Ozan, Kemal Fakihlü, Agçadam, çanakçi, ramazanlu, Boyalik, Kaya- cik, Agil lKayalu), çorak, Edik, Alin Pinari, Musa Fakih, çaglali gibi ekinlikler de bunlara aittir.
* Kaynak 1998 Yozgat Il Yilligi -
Osmanli Döneminde Yozgat ve Çapanogullari
Timur’un Anadolu’dan ayrilmasindan sonra, Osmanli sehzadeleri arasinda çikan saltanat kavgalarinda Yozgat ve çevresi büyük sikinti çekmistir. Yeniden Osmanli Devleti’ne baglanmasi ancak 1408’de Çelebi Mehmet döneminde olmustur. 1413’de kesin olarak Anadolu’da Osmanli hakimiyetini saglayan Çelebi Mehmet, Yozgat ve yöresindeki devlet hakimiyetini pekistirmistir.Yavuz Sultan Selim döneminde Yozgat ve çevresinde “Celal” adinda bir Türkmen önderinin çikarmis oldugu isyan kontrol altina alinmissa da, Yozgat ve yöresi bu isyandan büyük zarar görmüstür. Kanunî Sultan Süleyman döneminde arazi tahririnin yenilenmesi sirasinda, bölgede yine karisiklilar çikmis, ancak kisa sürede denetim saglanmistir (1526). 17. yüzyilin sonlarinda devlet tarafindan BOZOK’a yerlestirilen Mamalu Türkmen oymaklarindan, Çapanogullari büyük güç kazanmislardir. 1728’de Çapanogullarindan Ahmet Aga, Yeniil Has Mütesellimligi’ne getirilmistir. Bu görevde üstün basari gösterdiginden dolayi da, 1732’de de Mamalu Türkmenlerin mütesellimligi görevine yükseltilmistir. 1741 yilinda ise, BOZOK Mütessellimligi görevine atanmistir.Çapanoglu Ahmet Aga, bundan sonraki yillarda etkinligini komsu sancaklarda da duyurmustur. Osmanli Devleti’nce 1745’de “Kapicibasili” payesiyle ödüllendirilen Ahmet Aga, Yozgat ve yöresinde bazi bayindirlik hareketlerine giriserek, halkin destegini kazanmaya özen göstermistir. Çapanogullari, merkezi yönetimle uyum içinde olmayi sürdürmüsler; 1755’de Istanbul’da ortaya çikan et sikintisini gidermek üzere koyun göndermeleri karsiliginda BOZOK Sancagi malikâne olarak Çapanoglu Ahmet Aga’ya verilmistir. Böylece, Çapanogullari Yozgat ve yöresinin tartisilmaz hakimi durumuna gelmislerdir. Bu tarihten sonra Istanbul’a sik sik Çapanogullari hakkinda yakinma mektuplari gitmeye baslamistir. 1757’de devlet, Çapanoglu Ahmet Aga’yi zulümlerine son vermemesi durumunda malikanesinin elinde alinacagini bildirmistir.Ahmet Aga 1761’de Sivas Valiliginin, Istanbul Hükümetince verilmesini saglamistir. Bu basarisinin verdigi cesaretle Maras Valiligi’ne de göz dikince hakkinda idam fermani yayinlanmistir. Ahmet Aga’nin 1765’de idamindan sonra Çapanoglu Mustafa Bey’in BOZOK Sancagi Mütesellimi oluncaya kadar Çapanogullari Yozgat ve yöresindeki etkinliklerini yitirmislerdir. 1768’de mütesellim olan Mustafa Bey, merkezle iyi geçinmeye çalisarak, yapilan savaslar sirasinda devlete asker ve malzeme yardiminda bulunmustur. Çapanogullari 1772’den sonra Yozgat ve yöresinde yeniden söz sahibi olmaya baslamis, çevredeki diger ayanlarla mücadeleye baslamislardir. Çapanogullari Canikliogullarina karsi sürdürdükleri mücadeleden basari ile çikmislardir. Mustafa Bey, 1782’de hizmetçileri tarafindan öldürülünce, BOZOK Sancagi Mütesellimligi kardesi Süleyman Bey’e verildi. Osmanli Padisahlari 1. Abdulhamit ve 3. Selim ile iyi iliskiler kuran Süleyman Bey, 1783’de Çankiri Sancagi Mutasarrifligi’ni da almistir. Nizam-i Cedid Ordusu’nun kurulmasini destekleyen Süleyman Bey, Canikliogullari ile üstünlük mücadelesini sürdürmüs, 3. Selim’in tahttan indirilmesiyle durumu sarsilmis ise de, Alemdar Mustafa Pasa’nin, 3. Selim’in yerine geçen 4. Mustafa’yi tahttan indirmesiyle eski konumunu yeniden kazanmistir. Süleyman Bey, 1808’de Istanbul’da toplanan ayan arasinda yer alarak, Sened-i Ittifak’i imzaladi ve Sekban-i Cedid askerini kendi hakimiyet bölgesinde örgütlenmeye baslamistir. Süleyman Bey, 1813’te öldügünde güçleri doruga ulasmis olan Çapanogullari, kendilerine mukataa olarak verilen; BOZOK, Amasya, Sarki Karahisar, Sivas, Kayseri, Maras, Antep, Halep, Rakka, Adana, Tarsus, Konya Ereglisi, Nigde, Nevsehir, Kirsehir ve Ankara’da büyük bir nüfuza sahip olmuslardir. Çapanogullari’ndan Mehmet Celaleddin Pasa, 1842-1846’da kisa sürelerle BOZOK ve Kayseri Kaymakamligina atanmistir.1849’dan sonra yönetim kademelerinden iyice uzaklastirilan Çapanogullari, büyük servetleri sayesinde,özellikle ekonomik alandaki güçlerini XX. yüzyilin baslarina kadar sürdürmüslerdir.
Kaynak
Yozgat
Tarihçe
Tarihçe
Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden olan Yozgat'ın yerleşim dönemlerini kronolojik sıra ile verecek olursak, Yozgat'ın tarihini 2 ayrı bölümde incelememiz gerekir.
YAZILI TARİH ÖNCESİ:
Alişar ve Mercimek tepede yapılan kazılarla ilk Tunç Çağa ait eserler bulunmuştur.
YAZILI TARİH:
Yozgat'ın yazılı tarihi ilk Tunç Çağ sonrasında M.Ö 2000'de başlar. Yozgatta sırası ile;
M.Ö 1650 - M.Ö 1460 Eski Hitit Krallığı Dönemi
M.Ö 1460 - M.Ö 1170 Hitit İmparatorluğu Dönemi
M.Ö 1170 - M.Ö 676 Frigler Dönemi
M.Ö 676 - M.Ö 600 Kimmerler Dönemi
M.Ö 600 - M.Ö 546 Lidyalılar Dönemi
M.Ö 546 - M.Ö 334 Kimmerler Dönemi
M.Ö 334 - M.Ö 285 Büyük İskender Dönemi
M.Ö 285 - M.Ö 85 Galatlar Dönemi
M.Ö 85 - M.S 395 Roma İmparatorluğu Dönemi
M.S 395 - M.S 1075 Bizanslılar Dönemi
M.S 1075 - M.S 1318 Anadolu Selçukluları Dönemi
M.S 1318 - M.S 1398 Beylikler Dönemi
M.S 1408 - M.S 1923 Osmanlı İmparatorluğu Dönemi yaşanmıştır.
kaynak
Tarihçe
Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden olan Yozgat'ın yerleşim dönemlerini kronolojik sıra ile verecek olursak, Yozgat'ın tarihini 2 ayrı bölümde incelememiz gerekir.
YAZILI TARİH ÖNCESİ:
Alişar ve Mercimek tepede yapılan kazılarla ilk Tunç Çağa ait eserler bulunmuştur.
YAZILI TARİH:
Yozgat'ın yazılı tarihi ilk Tunç Çağ sonrasında M.Ö 2000'de başlar. Yozgatta sırası ile;
M.Ö 1650 - M.Ö 1460 Eski Hitit Krallığı Dönemi
M.Ö 1460 - M.Ö 1170 Hitit İmparatorluğu Dönemi
M.Ö 1170 - M.Ö 676 Frigler Dönemi
M.Ö 676 - M.Ö 600 Kimmerler Dönemi
M.Ö 600 - M.Ö 546 Lidyalılar Dönemi
M.Ö 546 - M.Ö 334 Kimmerler Dönemi
M.Ö 334 - M.Ö 285 Büyük İskender Dönemi
M.Ö 285 - M.Ö 85 Galatlar Dönemi
M.Ö 85 - M.S 395 Roma İmparatorluğu Dönemi
M.S 395 - M.S 1075 Bizanslılar Dönemi
M.S 1075 - M.S 1318 Anadolu Selçukluları Dönemi
M.S 1318 - M.S 1398 Beylikler Dönemi
M.S 1408 - M.S 1923 Osmanlı İmparatorluğu Dönemi yaşanmıştır.
kaynak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)